Bir hedefe, bir vizyona, bir işe, bir ilişkiye, bir eşe, bir dosta, sevmeye, kendi değerlerimizi ortaya koymaya ve kendimize taahhüt etmek…

Her ne söz konusuysa, taahhüt etmek bir seçim yapmaktır.

Seçim yapmadığımız sürece her şey halen mümkündür, sonsuz olasılık vardır. Bu nedenle taahhüt etmekteki en büyük erdem, pek çok olasılık olduğunu görmek ve aç gözlülüğe kapılmadan bir seçim yapabilmektir.

Neden aç gözlülüğe kapılmamaktır? Çünkü hayatta her zaman, daha iyi gibi görünen, daha çok haz veren, egomuzu daha çok besleyen, daha kolayımıza gelen, daha çok beğenildiğimizi daha çok kabul edildiğimizi hissettiren en az bir olasılık daha vardır. Bugün yoksa bile yarın koşullar değişecektir ve olacaktır.

Başardığımızda daha mı çok gurur duyarım dediğimiz daha büyük bir hedef, dile getirdiğimde daha mı çok hayranlık uyandırır dediğimiz daha popüler bir vizyon, kartvizitimi verdiğimde daha mı üstün dururum dediğimiz daha prestijli bir iş hep vardır. Ya da; benim ilişkim huzurlu ama huzurlu olmak sıkıcı gibi şöyle daha heyecanlı bir ilişki mi olsa, benim sevgilim güzel ama şu adam/kadın da çok seksi nasıl çekiliyorum, bu arkadaşım da çok eğlenceli ama boş mu sanki biraz şu kişiyle mi takılsam daha entelektüel gibi sanki dediğimiz anlar hep vardır. Aslında aynı kendi hayallerimizi çocuklarımıza empoze etmemiz gibi, kendi içimizdeki boşlukları ya da yetersizlik hislerini ilişkide olduğumuz her şeyden talep ederek tatmin etmeye çalışmaktır bu.

Hep daha fazlası vardır, biz seçmediğimiz sürece hep başka bir olasılık vardır ve hep dahasını aramak çoğu zaman taahhütten kaçış yoludur – ince eleyip sık dokumak, bütün detayları düşünmek, doğru zamanı beklemek, mükemmel olanı tam uyanı bulmaya çalışmak. Asla bulamayacağımız için asla taahhüt etmemiş oluruz. O yüzden aslında insanların mükemmeliyetçiliği bir erdem sanması komiktir. Mükemmeli arayıp durmak zor değildir, çünkü bu aradıklarımızı hazırda gümüş tepside bulmak için daldan dala zıplamaktır. Zor olan, mükemmel olmayan bir seçim yapıp dahasını kendimiz yaratmaktır, seçimimizi ve kendimizi adım adım mükemmelliğe taşımaya taahhüt etmektir. Evet bu zordur, çünkü her şeyden önce baştan bir seçim yapmış olmak bazı kapıların kapanması riskini almak, hatta bazı kapıları kapama olgunluğunu gösterip, yüreğine inandığımız, yüreğimize dokunan kapılara giden yolda yürümektir.

Ve zordur çünkü taahhüt ederken 100% emin olabileceğimiz tek şey kendimiz ve niyetimizdir. Taahhüt ettiğimiz yolda bizi neyin beklediğinden emin olamayız, o yolun bize taahhüdümüz karşılığında ne vereceğinin garantisi yoktur ama biz ne istediğimizi ve onun için 100%ümüzü vermeye hazır olduğumuzu biliriz.

Taahhüt etmek bir seçimdir ama tombala torbasından yapılan bir seçim olamaz. Bütün seçenekler gözümüze aynı görünüyorsa, taahhüt etmemiz pek mümkün olmayabilir. Bir yolu, hedefi, vizyonu, işi, ilişkiyi, eşi, dostu, her ne söz konusuysa, o yol yapan özgün nitelikleriyle, çakılları ve asfaltlarıyla, engelleri ve virajlarıyla görmek ve o yola koyulmak, taahhüt etmektir.

Peki neden taahhüt edelim ki? Çünkü bence her şeyin bu kadar ulaşılabilir olduğu, bu kadar hzlı tüketildiği ve gerçekten her türlü sonsuz olasılığa dair bilginin bize aktığı bir dünyada gerçek tatmin ve mutluluğun tek yolu bizim için gerçekten önemli ve değerli olan şeylere, onları büyütmeye ve onlarla büyümeye taahhüt etmektir.

Bu uzun bir yoldur ve de kendimizle ve kendi değerlerimizle başlar. Çünkü ancak kim olduğumuzu, neyi arzuladığımızı, hangi değerlere göre yaşamak istediğimizi ve hayattaki önceliklerimizin ne olduğunu bilme yolunda ilerliyorsak ve bunları seçmişsek, diğer taahhütlerimiz de gerçek ve anlamlı olabilir. Yoksa gerçekten doğru şeye doğru şekilde taahhüt ettiğimizi bilmek zordur. Kimi zaman taahhüt etme adı altında uzun zaman rahatlık alanımızda kalırız. Ya da bir işe, bir ilişkiye taahhüt ettik sanıp kendimize verdiğimiz zararı görmeyiz. Ya da ben böyle iyiyim deyip hayallerimizden tutkularımızdan ne kadar uzak kaldığımızı görmeyiz.

Bu nedenle anahtar soru şudur; taahhüt ettiğimiz yol bizi büyüterek bize hizmet ediyor mu? Geçmişte büyüttü mü demiyorum, geçmişte bizi büyüten bize hizmet eden bir yol varsa bugün o yola taahhüt etmemizin bir anlamı yoktur, ancak vefa borcumuz olabilir. Biz 1sek, taahhüt ettiğimiz yol bizi 1’den büyük kılıyor mu? Değerlerimizle, önceliklerimizle tutarlı mı? Eğer öyleyse, o yolda atılan her kahkahaya, dökülen her gözyaşına, her galibiyete, her mağlubiyete, her takdire ve her hor görülmeye değecektir.

BB – Ağustos 2015

Paylaş: