Kırıldığımızda bundan kaçmak ve hiçbir şey yokmuş gibi davranmak yerine her ne duygu hissediyorsak onu yaşama cesareti gösterirsek, kendi içimizdeki bir yaraya ışık tutma ve onu dönüştürme fırsatı yakalarız. Bu aslında kendimizi olduğumuz gibi hassasiyetlerimiz, ışığımız ve karanlığımızla kabul edip sevme yolunda yeni bir adımdır bizim için. Mükemmel olmadığımızı ve olamayacağımızı görürüz – kafamızdaki mükemmel tanımı her neyse. Bunu bilerek kendimizi kabul etmeyi başarabilirsek çok kıymetli bir şey elde ederiz. Çünkü ancak kendimizle ilgili bu gerçeği kabul edersek dostlarımız, eşimiz ve ailelerimizle sağlıklı ilişkiler kurabiliriz. Kendimiz için bunu yaptığımızda aslında onların da mükemmel olmadıklarını ve olamayacaklarını kabul etmiş oluruz. İşte bütün bu kabullenişle sevebiliyorsak, kendimizi ve onları, o zaman gerçek sevgiyi yaşıyoruz demektir. Zaten kendimizle ve çevremizle tatmin edici ve keyif veren ilişkiler için gerekli olan şey de mükemmellik değildir. Sevgi, açıklık ve anlayış yeterlidir. Onlar olmadığında her şey yetersizdir, onlar olduğunda ise her insan mükemmelliğe giden ve hiç bitmeyen yolda adım adım kendini dönüştürmeye isteklidir.

BB – Nisan 2015

Paylaş: