“Söz konusu kalp ile ilgili işler olduğunda kayıtsız olun.
Gerçekten ne kastediyorum… Hayata karşı tutkulu olun, delicesine âşık olun hayata. Doğanın ve/veya insan dünyasının bir parçası ile ilgili tutkunuz olsun ve onun adına riskler alın, bu sizi ne kadar kırılgan kılarsa kılsın.
Kendinizi açık kalpli bir cömertlikle dünyaya sunun – enerjinizi, yeteneklerinizi, vizyonunuzu, kalbinizi. Ama şunu anlayın ki bu şekilde yaşadığınızda kısa zamanda ne kadar az şey bildiğinizi ve ne kadar kolay başarısız olduğunuzu öğreneceksiniz.
Sevgide ve hizmette büyüyebilmek için hepimizin cehaleti de bilgi kadar, başarısızlığı da başarı kadar önemsemesi gerekir. Zaten bildiğiniz ve iyi yaptığınız şeye tutunmak yaşanmamış bir hayata giden yoldur. O yüzden, yeni başlayan kişinin zihniyetini kazanın, direkt olarak bilmediğinizin içine yürüyün ve tekrar tekrar başarısız olma ve tekrar tekrar ayağa kalkma riskini alın – büyük yaşanmış, sevgiye, gerçeğe ve adalete hizmet eden bir yaşama giden yol budur.
Yapmaya değer büyük işler üstlenin – sevginin, başarının, adaletin yayılması gibi. Bu kısa vadeli hedeflerle ölçülen verimli olma adındaki kültürel obsesyonumuz tarafından baştan çıkarılmayı reddetmek anlamına gelir. Hepimiz fark yaratmak istiyoruz – ama sadece büyük işleri alırsak ve tek başarı kriterimiz bir sonraki çeyreğin mali kârı olursa hayal kırıklığına uğramış, vazgeçen ve çaresiz bir hale geleceğiz.
Kahramanlarımız imkânsız işleri üstlenirler ve onlara uzun süre sahip çıkarlar çünkü verimlilikten daha baskın bir standarda göre yaşarlar. Bence bu inançlı bir sadakattir. Yeteneklerinize karşı, dünyanın ihtiyaçlarına dair algınıza karşı, yeteneğinizi erişim alanınızda her ne varsa ona sunmaya karşı inançlı bir sadakat.
Verimliliğe ne kadar sıkı tutunursanız o kadar ufak işler üstlenirsiniz çünkü kısa vadeli sonuç getirenler onlardır. Tabii ki verimli olmayı önemseyin, ama inançla sadık olmayı daha çok önemseyin. Sizi çağıran tutkunuza ve sizin önemseyişinize emanet edilmiş olanların gerçek ihtiyaçlarına karşı. “
Parker Palmer

