Bilge bir adam der ki, “olumsuz duygularınıza dair- yetersiz olduğunuz, sevilmediğiniz, vs -her zaman bunlara dair kanıtlar bulursunuz ve ilk hissiniz ya da düşünceniz yine bunlar olur, değiştiremezsiniz. Ama farkı yaratacak olan, o ilk hislerin ya da düşüncelerin ötesine geçip ikinci tepkinizi değiştirmektir, ki o da davranışlarınız ya da tutumlarınızdır.”
Yani mesela, hava ısınır, gökyüzünde güneş parıldar, yazın geldiğini düşünür ve heyecanlanırsınız. Hala biraz fazlanız olsa da, kilo da vermişsinizdir, beyaz elbisenizi giyip dışarı çıkabilirsiniz. Zaten elbiseniz bol olduğu için vücudunuzda halen kusurlu olduğunu düşündüğünüz yerleri de kamufle edebilirsiniz nasılsa. Sokağa çıkarsınız pek bir kendinizden emin salına salına yürümeye başlarsınız. Bir de üzerine insanların bakışları, iltifatlar, her adımda daha da kendinizden eminsinizdir. Ve sonra birden şakır şaķır yağmur yağmaya başlar. Tepeden tırnağa sırılsıklam olursunuz, saçlarınız bozulur, makyajınız akar ve daha da kötüsü bembeyaz elbiseniz de transparan olup üzerinize yapışarak bütün kusurlarınızı ortaya çıkarır. Işte o an, ha siktir dersiniz- dersiniz yani. Boğazınız düğümlenir, kesinlikle bütün olumsuz hisler de bir film şeridi gibi kalbinizden geçecektir. Ve sonra iki seçeneğiniz olacaktır, utana sıkıla bir binanın içine kaçıp, beyaz elbisenizi giymekten ve şemsiyesiz sokağa çıkmaktan vazgeçmek, ya da yağmurda dans etmenin tadına varıp havadan ve nasıl göründüğünüzden bağımsız olarak her gün dans etmeye karar vermek, bazen güneşte bazen yağmurda.
BB – Haziran 2015
