“Günlerimizi nasıl geçirdiğimiz, tabii ki, hayatımızı nasıl geçirdiğimizdir.” Annie Dillard.
Günümüzde, üretkenlik çağında, günlerimizi “can sıkıntısından” uzak durarak, “sıkıntının” manevi ve yaratıcılığı besleyen faydalarını göz ardı ederek, maksimum verimliliğe koşarak geçiriyoruz. “Pek çok işi bir arada yürütme”nin zorba hükmünde, farkında olabilmek ve farkında kalabilmek için gerekli olan”tek işe odaklanma” alışkanlığı sürgüne gönderilmiş durumda.
Şair JonArno Lawson ve çizer Sydney Smith tarafından yaratılan Sidewalk Flowers – Kaldırım Çiçekleri, teknolojik aletlerle dikkati dağılmış babasıyla beraber evine doğru yürüyen küçük bir kızın kelimeler kullanılmadan anlatılan hikayesi. Yol üzerinde, küçük kız çiçek topluyor ve bu çiçekleri, hayat dediğimiz, kalbi çarpan gizemin içerisindeki yol arkadaşlarına, hediyeler olarak bırakıyor sessizce – parkta bir bankta uyuyan evsiz adama, yeryüzündeki zamanını tamamlamış olan güvercine, komşunun köpeğine ve en son olarak da annesinin ve erkek kardeşinin saçlarına.
Son sahnede ise, küçük kız kulağının arkasına bir çiçek sıkıştırıyor, aynı babasının elindeki cihazı kulağında tuttuğu şekilde, ve yukarı gökyüzüne bakıyor – çok ince, lirik bir hatırlatma, hepimizin kulağımıza ve zihnimizin gözüne ne tutacağımıza dair bir seçimimiz var : bir çiçek ya da bir telefon.




