“Pazar günlerimizi, hafta sonlarımızı, gecelerimizi ya da kutsal günlerimizi kaybettik. Patronlarımız, gereksiz e-maillerimiz, ebevynlerimiz bizi her nerede olursak olalım, günün veya gecenin her saatinde bulabiliyorlar. Her geçen gün daha fazlamız, acil servis doktorları gibi bir hale geliyoruz, sürekli aranabilir haldeyiz, kendimizi iyileştirmemiz gerekiyor ama masamızdaki bütün karmaşanın içerisinde reçeteyi bulamıyoruz.
Yakın zaman öncesine kadar, bilgiye erişim ve yer değiştirme kabiliyeti en büyük lüks gibiyken, bugünlerde bilgiden özgürleşmek, dingin bir şekilde oturabilmek sanki en büyük ödül gibi. Dinginlik sadece yeterince kaynağı olanlar için müsamaha gösterilen bir şey değildir, daha az görünür kaynakları elde etmek isteyen herkes için bir gerekliliktir. “Hiçbiryer”e gitmek, dünyaya sırtını dönmekle ilgili değil – arada bir geri çekilip dünyayı daha net görebilmek ve daha derinden sevebilmekle ilgilidir.
Ancak kendimi karmaşa ve dikkat dağıtıcı şeylerden uzaklaştırırsam, işitme mesafemin ötesinde bir şeyler duyabilirim ve dinlemenin zaten 24 saat bana eşlik eden bütün düşünce ve önyargılara ses vermekten daha güçlendirici olduğunu hatırlayabilirim. Ve ancak “hiçbir yer”e giderek yani dingin bir şekilde oturarak ya da zihnimin dinlenmesine izin vererek – aklıma kendiliğinden gelen fikirlerin bilinçli bir şekilde aradıklarımdan daha taze ve yaratıcı olduğunu fark edebilirim.
Tabi ki günlük mücadelenin dışına adım atmak cesaret ister, gerekli herhangi bir şeyi yapmanın cesaret istediği gibi.”
Pico Iyer w Leonard Cohen
