Kaçınız hayatınızı temelden iyileştirdiğini hissettiğiniz, birinin bir şey söylediği ya da bir şey yaptığı bir lolipop anı yaşadınız? Pekala. Kaçınız bunu yapan insana yaptığını söyleyebildiniz? Gördünüz mü, neden olmasın? Hayatımızı daha iyi yapan insanların bunu bilmeden yürüyüp geçmelerine izin veriyoruz.Ve her biriniz, tek tek her biriniz, bir lolipop anı için katalizör oldunuz. Söylediğiniz ya da yaptığınız bir şeyle birinin hayatını daha iyi yaptınız ve eğer yapmadığınızı düşünüyorsanız, siz sadece kendisine söylenmeyen insanlardan birisiniz.
Başka insanların hayatlarına bu kadar etki edebildiğimizi düşünmek dehşet verici, çünkü liderliği bizden büyük bir şey yaptıkça, liderliği bizden öte bir konumda tuttukça, liderliği dünyayı değiştirmekle ilgili bir hususa bürüdükçe, aynı zamanda liderliği kendimizden ve birbirimizden her gün beklememek için bir bahane bulmuş oluyoruz.
Liderliği lolipop anlarından oluşturarak tekrar tanımlamamız gerekiyor; kaç tane böyle an yarattık, kaç tane böyle an bize yaşatıldı, bize yaşatılanların kaçını başkalarıyla devam ettirdik ve kaç tanesi için teşekkür ettik.Çünkü biz liderliğe dünyayı değiştirmekle ilgili bir anlam yükledik ve dünya diye bir şey yok. Sadece altı milyar tane yorumlaması var ve eğer bunlardan birisinin yorumunu, o bir kişinin neler yapabileceğine dair düşüncelerini, onu kimlerin önemsediğine dair bildiklerini, bu dünyada onun, tek bir insanın gücüyle neleri değiştirebileceğine dair düşüncelerini değiştirirseniz, her şeyi değiştirmiş olursunuz. Ve eğer liderliği bu yönden anlayabilirsek, bana öyle geliyor ki liderliğin tanımını böyle değiştirebilirsek, bence her şeyi değiştirebiliriz.
Drew Dudley
En derin korkumuz yetersizliğimiz değildir.En derin korkumuz ölçülemez gücümüzdür.Bizi en çok korkutan karanlığımız değil, ışığımızdır.Kendimize sık sık sorarız; Ben kim oluyorum ki, dahi, harika, yetenekli, olağanüstü olacağım?Aslında, kim olmayacaksınız? Siz Tanrının bir çocuğusunuz.Küçük oynamanızın dünyaya hiçbir yararı olmaz.İnsanlar yanınızda kendilerini güvensiz hissetmesinler diye ürkek davranmanın, bilgece hiçbir yanı yok.Hepimiz parlamayı amaçlıyoruz, tıpkı çocuklar gibi. Tanrının içimizdeki ihtişamını hayata geçirmek için doğduk. Bu ihtişam sadece kimimizde var olan bir şey değil; hepimizde mevcut.Kendi ışığımızın parlamasına izin verdikçe, farkında olmadan başkalarının da aynı şeyi yapmasına izin vermiş oluruz. Kendi korkumuzdan kurtulduğumuz zaman, varlığımız kendiliğinden diğer insanları da özgürleştirir.
Marianne Williamson

