“Bazen, kaderimize lanet edip, kazanamamızın tek sebebinin kaderin seçimi olduğunu iddia ettiğimizde onun bize çok pis sırıtması gerektiğini düşünürüm. Eski zamanlardan kalma bir iddia vardır: kazanmamız ya da kaybedişimiz kendi içimizdedir. Şüphesiz, raflarımızdaki parlak ödüller, yarın’ın oyununu asla kazanamaz. Siz de ben de , derinlerde bir yerde biliyoruz ki, tacı kazanma şansı her zaman var. Fakat biz elimizden gelenin en iyisini yapmayı başaramadığımızda testi geçememişiz demektir. Oyun gerçekten kazanılana kadar her şeyini verip hiçbir şey elde edememe, cesaret ve dayanıklılıkla ne kastedildiğini gösterme, başkaları pes ettiğinde savaşmaya devam etme, durmadan gevşemeden oyuna devam etme testlerini geçememişiz demektir.. Zaferi kazanan gösterilen gayrettir. Önünde bir hedefin olduğunu hayal etme, hayallerin öldüğünde umut etmeye devam etme, umutların söndüğünde dua etme gayretidir zaferi kazanan. Neticede belki kaybederiz ama eğer cesurca elimizden geleni yapmışsak düşmekten korkmayız. Kim birinden kendi elinden gelen her şeyi vermesinden daha fazlasını isteyebilir ki.. Her şeyini vermek, bana öyle geliyor ki, zaferden o kadar farklı değil. O nedenle kader ne kadar herşeyi ters yüz etse, esip gürlese de aslında nadiren yanlıştır. Çünkü aslında kaderlerimizi yaratan bizleriz — önümüzde uzanan ya da arkamızda bıraktığımız yollardaki kapıları açan ve kapatan bizleriz.”

George Moriarty

Paylaş: