“..Bende başarının tanımı var. Benim için bu çok basit. Zenginlik, şöhret ve güç ile ilgili değil. Bu benim için etrafımda parıldayan ne kadar göz olduğu ile ilgili..
Şimdi aklımda son bir düşünce var, o da söylediğimiz şeylerin gerçekten bir fark yarattığı. Ağzımızdan çıkan kelimelerin. Bunu Auschwitz’den kurtulan bir kadından öğrendim, nadir kurtulanlardan bir tanesi. 15 yaşındayken Auschwitz’e gitmiş, ve erkek kardeşi de 8 yaşındaymış, ebeveynleri ise kayıpmış. Ve bana şunu söyledi: “Auschwitz’e giden trenin içindeydik ve aşağı doğru baktım ve kardeşimin ayakkabılarının kayıp olduğu gördüm. Ve şunu söyledim, büyük bir ablanın küçük erkek kardeşine söylediği şekilde: “Allah aşkına, neden bu kadar aptalsın, eşyalarını bir arada tutamıyor musun?” Maalesef, bu ona söylediği son şey oldu, çünkü onu bir daha hiç görmedi. O kurtulamadı. Sonrasında Auschwitz’den çıktığında, bir söz verdi. Bana şunu söyledi: “Auschwitz’den yaşama doğru yürüdüm ve bir söz verdim. Bu söz, asla hayatımın son sözü olamayacak bir laf etmemekti.” Peki, bunu yapabilir miyiz? Hayır. Biz kendimize de başkalarına da hata yapmaya devam edecegiz. Fakat bu uğruna yaşanması gereken bir olasılıktır.”

