“Duygusal aklımız sevginin gücüne inanmamakta direniyor. Bize düşsel bir şey gibi geliyor sevgi; kendini kandırma, insan beynini uyuşturan bir şey, idealist bir düşünce ve bilimselliği olmayan bir düş, gibi yakıştırmalar yapıyoruz. Sevginin gücünü kanıtlamayı amaçlayan bütün kuramlara ön yargımızla karşı çıkıyoruz.

Eğer yalnızca istatistiksel olarak gösterilen şeylerin var olduğuna inanıyorsanız çok utanç vericidir bu! Yalnızca ölçebildikleriniz sizi yönetiyorsa acırım size, çünkü ben ölçülemeyene ilgi duyuyorum. Salt şuanda burada var olana değil, düşlere de ilgi duyuyorum. Burada var olan hiç umrumda değil. Onu görebiliyorum. Evet siz yaşamınızı burada var olanı ölçmekle geçirmek istiyorsanız, geçirin. Ama ben, dışarıda, orada olana ilgi duyuyorum. Görmediğimiz, dokunmadığımız, duymadığımız, anlamadığımız o kadar çok şey var ki.
Gerçeğin, içine kapatıldığımız bir kutu olduğunu var sayarız. Ama inanın bana, yanlış bu. Ara sıra kapıyı açıp dışarıya bakın ve dışarıda ne çok şey olduğunu görün. Bugünün düşü yarının gerçeği olacaktır. Oysa düş kurmayı unutmuşuz artık. “

Leo Buscaglia

Paylaş: