“İnsanlar hep der ki önemli olan iç güzelliğidir, dış güzellik değil. Bu pek de doğru sayılmaz. Öyle olsa çiçekler arıları kendilerine çekmek için neden bu kadar çaba göstersin? Ya da yağmur damlaları güneşle karşılaştıklarında neden kendilerini gökkuşağına çevirsin? Doğa güzelliğe hasrettir o nedenle de ancak güzellik yüceltildiğinde tatmin olur. Dış güzellik iç güzelliğin görünür kılınmış halidir ve gözlerimizden akan ışıkta ortaya koyar kendini. Bir insanin iyi giyinmiş olması, bizim şıklık anlayışımıza uyması, vs önemli değildir . Gözler ruhun aynasıdır ve saklı gibi duran her şeyi yansıtır. Bütün yaratılışta güzellik vardır ama biz insanlar başkalarının ne düşündüğünden etkileniriz ve başkaları fark etmeyecek ya da fark edemeyecek diye kendi güzelliğimizi inkar ederiz. Kendimizi olduğumuz gibi görmek yerine etrafımızda gördüklerimizi taklit etmeye çalışırız. Başka insanların güzel olduğunu düşündüğü şeyler olmaya çalışırız.
Başkalarının kim olduğumuzu tanımlaması dürtüsüne karşı koyabilirsek yavaş yavaş kendi ruhumuzdaki güneşin parıldamasına izin veririz. Güzellik aynılıkta değil farklılıklarda gizlidir. Uzun boynu olmayan bir zürafa ya da dikenleri olmayan bir kaktüs hayal edebilir misiniz? Gün batımı bulutların arasından hep daha güzeldir çünkü ancak o zaman rüyaların ve şiirlerin bahsettiği türlü renkleri yansıtabilir. Yeterince güzel değilim ve aşk benim kapımı çalmadı diye düşünenlere yazık. Çünkü aşk kapıyı çaldı ve onlar hazır değildi. Aşk özgün olanı ararken onlar başkalarını taklit etmeye çalışmakla meşguldü . En parlak ışığın içeriden geldiğini unutmuş dışarıdan geleni yansıtmaya çalışmaktaydılar.”
Paulo Coelho
